Evlenmekten, Yuva Kurmaktan Korkmayın!

evlilikten korkmaEvlilik ve Aile Terapisti Ebru Tuay Üzümcü, evlenmek üzere olan çiftlerin yaşadığı korku ve endişeleri açıklıyor. Evlilik öncesi kaygıları azaltmanın yollarını ve evliliğe nasıl bakmaları gerektiğini anlatıyor.
 
Evlenmeye karar verdiğinizde içinizden bir ses size doğru insanı bulduğunuzu söylemişti. Peki öyleyse evlenmenize günler hatta belki de saatler kala bu iç sıkıntısı, mutsuzluk ve kararsızlık da neyin nesi? Benim bir aile terapisti olarak tüm kaygılarınızın yersiz olduğunu, her şeyin yolunda gideceğini söylememi umuyor olabilirsiniz. O halde size bir iyi, bir de kötü haberim olacak! İyi haber; bu veya benzer duygular içindeyseniz bu durum aslında çok normal. Bu şekilde hisseden ilk kişi siz değilsiniz ve bunları hissetmenizin yanlış bir tarafı da yok. Kötü haberse şu; pek de haksız sayılmazsınız! Yaşamınızın şu ana kadarki belki de en önemli kararını aldınız. Şu andan sonra sessiz sedasız bir karar değişikliği, geri çekilme, beklemeye alma gibi seçenekleriniz ortadan kalktı. Bundan beş sene sonra belki de çocuğunuzun –veya çocuklarınızın- hangi okula gideceğini düşünüyor olacaksınız. Hayat pahalı, gazetelerde iç açıcı haberlere rastlanmıyor, boşanma oranları gün geçtikçe artıyor; sadakat, bağlılık prim yapan değerler gibi gözükmüyor; bunca sorumluluğu almak gerçekten de kendine güveni en sağlam kişileri bile kaygılandırmaya yeter. Çok mu karamsar bir resim çizdim? Ama durun, daha söyleyeceklerim bitmedi, aslında yeni başladım.
Bir yaşamı paylaşmak
 
Sevdiğiniz kişi ile evlenerek önemli bir yolculuğa başlıyorsunuz. Bu yolculuğun ilk adımında bir söz veriyorsunuz, yol arkadaşınıza “Bu hayatı seninle omuz omuza verip yaşamak istiyorum” diyorsunuz. Tıpkı macera filmlerindeki gibi, ilerleyen dakikalarda hayatın karşınıza nasıl sorunlar çıkaracağı merak konusu. Elbette iyi günleriniz ve kötü günleriniz, anlaşabildiğiniz ve anlaşamadığınız konular olacak. O nedenle yaşamı paylaşma niyetinizin yanında, yaşamı paylaşmayı olanaklı kılacak becerilerinizin de olması gerekiyor. Birlikte sorun çözmeyi başardıkça yaşamınız anlamlı hale gelecek, birlikteliğiniz güçlenecek, kendinizi bir bütünün anlamlı bir parçası olarak görecek; yani her sabah kalkınca şu bilinç içinde güne başlayacaksınız: “Hayat yaşamaya değer!”
Kendinize sormanız gereken “altın soru” şu: “Doğru olan ne?” Bu soruyu kendinize defalarca sorun, öyle ki eşinizle sorun yaşadığınız anda aklınıza ilk gelen cümle bu olsun. Egolarımızın esiri olduğumuz sürece, hep kimin dediği olacak konusuna odaklanırız. O nedenle değil mi ki, tam da evlilik yeminini ederken kim kimin ayağına bastı tartışması yapılır. Oysa gücü yetenin güçsüzü ezdiği tüm toplum modellerinde olduğu gibi evliliklerde de bu tavır mutluluk ve doyum değil öfke ve yalnızlık getirir. Bilinçli çiftler ise birbirlerinin ayağına basmak için fırsat kollamak yerine birbirlerinin ellerini sıkı sıkı tutarlar. Önemli olan fikirlerin kimden çıktığı değil fikirlerin taşıdığı değerdir. Elbette bu altın sorunun işe yaraması için öncelikle ortak temel değerlere sahip olmalısınız. “Evlilikte sadakat”, “beraber karar almak”, “çocuk sahibi olmak” gibi temel konularda fikir birliğine gerçekten sahip misiniz? Aslında önemli olan konu budur. Eğer yaşam boyu bir birliktelik niyetiniz varsa, o zaman bu niyeti kişisel arzularınızın önünde tutmalısınız. Bunu yapmanın yolu, “Evliliğimiz ve ikimizin de mutlu olması için doğru olan ne?” sorusunu samimiyetle sormaktan ve cevapları da kafa kafaya verip aramaktan geçiyor.
İletişim içinde olun
 
Yeni evlileri bekleyen en önemli sorunlardan biri yeni sınırlar belirlemeleri gerekliliğidir. Artık karı koca olan çift kendine ait dinamikleri yaratmak ve kendi dengelerini kurmak için, kendi özel alanına ihtiyaç duyacaktır. Bu alan içerisinde birlikte sorunlarını tartışacak, cinselliğini yaşayacak, kararlar alacak ve sorumluluklar üstlenecektir. Bu sınırları çizerken çiftlerin öncelikle kendi anne babaları ile olan ilişkilerinde yeni düzenlemeler yapmaları gerekebilir. Tavsiyem yeni evli çiftlerin eşleriyle ilgili problemlerde (aile içi şiddet, bağımlılık sorunları gibi özel durumlar dışında) hemen anne babalarına koşmamalarıdır. Önce birbirlerini anlamak için iletişimi açık tutmalı, sonra gerekirse güvendikleri bir diğer yetişkinle konuşmaları ve en iyisi bir aile danışmanından destek almaları. Bu noktada en çok vurgulamak istediğim konu iletişim becerileri. Eğer ki, beden dili, empati, aktif dinleme, kazan-kazan ilkesi gibi kavramların ne olduğunu bilmiyorsanız ilk tavsiyem hemen bu temel kavramlarla ilgili bilgi edinmeniz.
 
Mutlu bir evlilik için
 
Evliliğinizin monotonluğa teslim olmaması sizin için önemliyse o zaman belli ilkeler doğrultusunda davranmayı alışkanlık haline getirmelisiniz. Örneğin eşinizle birebir zaman geçirmeye önem verin ve bunu bir öncelik haline getirin. Haftada bir akşam baş başa yemeğe çıkmak ya da iki haftada bir sinemaya gitmek için randevulaşmak gibi size özel zamanlar yaratın. Birlikte yapmaktan keyif alacağınız aktiviteler bulun. Elbette her şeyi birlikte yapmayacaksınız ancak hayattan keyif alacağınız bazı ortak alanları yaratmak beraber gelişmenize, günlük hayatın rutini dışında heyecanları yakalamanıza yardımcı olacaktır.
 
Birbirinize kırılacağınız, bozulacağınız durumlar da olacaktır. O zamanlar için de tavsiyem davranışlarınızın sorumluluğunu üstlenecek olgunluğu göstermeniz. Sesinizin tonu, yüzünüzün şekli, vücudunuzun duruşu vs. sizin kontrolünüzdedir. Bunun bilincinde olarak davranışlarınızı seçin. Yaşamınız seçimlerinizin bütünüdür. Şu anda önemli bir seçim yaptığınız için bu satırları okuyorsunuz. Evliliğinizi mutlu ve heyecanlı şekilde sürdürmek için her daim seçimler yapmanız gerektiğini unutmayın.