HAMİLELİK ENFEKSİYONLARI

Özellikle hamileyken karşılaşabileceğiniz bazı enfeksiyonlara hazırlıklı olmakta fayda var.
Hamileyken hasta olmak, sıkıntılı anlar yaşatabilir. Bunun nedeni tek başına kendinizi kötü hissetmeniz değil, hastalığın bebeğinize de zarar verip vermeyeceği endişesidir. Soğuk algınlığı, mide bozulmaları gibi hastalıklar gereksiz endişelere yol açsa da parazit, enfeksiyon, zehirlenme gibi hastalıklar ve Hepatit B virüsü sizin için olduğu kadar bebeğiniz için de tehlikeli olabilir. Fakat doğru tedavi yöntemi ile kolaylıkla bu hastalıkları yenebilirsiniz.

HEPATİT B
Hepatit B, karaciğer iltihaplanmasının yol açtığı bir hastalıktır. Kanla ya da diğer bedensel sıvılar yoluyla bulaşır. Bu hastalığın belirtileri arasında yorgunluk, bulantı ve sarılık gibi rahatsızlıklar bulunsa da tedavi ile birçok insan bu hastalığı kolaylıkla yenmektedir. Ancak vücuttaki virüsün giderek artması, ciğerlerin sertleşmesine, dolayısıyla kansere yol açabilir. Yapılan araştırmalarda Hepatit B olan yüzde 5 ile 10 kadının hastalıklarını bebeklerine geçirdikleri görülmüş. Dünya ’da yılda 20 bin bebek Hepatit B virüsüyle doğuyor. Bu bebekler, daha önce bu hastalığı geçirmiş ve tedavi edilmiş kadınlar ya da hamilelikleri sırasında hastalığa yakalanan annelerin çocukları. Anne adayı tedavi olmadığında bebeğe hastalığı geçirme oranı ise yüzde 50.

Hepatit B, hamileliğin özellikle altı ve dokuzuncu aylarında ortaya çıkıyor. Son yapılan araştırmalar birçok yenidoğanın taşıyıcı riskiyle karşı karşıya kaldığını gösteriyor ve bu bebeklerin yetişkin bir birey olduklarında ciğerlerinden hastalanma olasılığı çok yüksek. Bu nedenle uzmanlar her hamile kadının hepatit B muayenesinden geçmesi gerektiğini belirtiyor. Zira bu muayene sayesinde doğumdan sonra bebeğe virüs geçmesi yüzde 85 – 95 oranında engellenebiliyor. Bebekler bu hastalıktan, bağışıklığı güçlendirmek için kan proteini tedavisi uygulanarak ve doğumdan sonra 12 saat içinde hepatit B aşısı olarak kurtulabilir. Ayrıca Hepatit B aşısının ilk 6 ay içinde iki kez daha vurulması gerekmektedir.

TOKSOKPLAZMOZ
Bu hastalığı daha önce hiç duymamış olabilirsiniz. Oysa ki Toksoplazmoz, günümüzde çok yaygın bir enfeksiyondur ve genelde yeterince pişmeyen etlerdeki parazitlerden bulaşır. Genel bulgu olarak, hafif grip geçiriyormuş hissi uyandırır. Eğer daha önce bu virüsü kapmışsanız, çok fazla endişe etmenize gerek yok çünkü virüse karşı bağışıklık kazanmışsınızdır ve henüz doğmamış bebeğiniz de bu virüsten etkilenmeyecektir. Fakat bu virüsle ilk defa tanıştıysanız, mutlaka doktorunuza gözükmeli ve kan testi yaptırmalısınız. Toksoplazmoz testi hamilelere yapılan testlerin arasında yer almaz ve kendi özel testi yapılmadıkça ayırt edilmez. Ancak en büyük sıkıntı yeni doğanlar bu virüsü çok kolayca kapabiliyor ve ciğer büyümesi, dalak problemleri, sarılık, akciğer iltihaplanması ve zatürre gibi ciddi sağlık sorunlarına neden oluyor.

Toksoplazmoz, yüzde 90 bulaşıcı bir hastalık olduğu için doğduğu andan itibaren bebeğin tamamen kontrol edilmesi gerekir. Bu rahatsızlık bebekler büyüdükçe çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur; gözlerde çeşitli bozukluklar, işitme kaybı ve öğrenme yetersizliği gibi

Sizde Toksoplazmoz hastalığı varsa, hamileliğiniz sırasında bebeğinize yapılan bir test sayesinde erken teşhis konularak, doğum sonrasında hemen tedaviye başlanabilir. Bu tedavi bir yıl boyunca da devam edebilir, bir ömür boyunca da…
Virüsten korunmak için dikkat edin!
• Çiğ et yemeyin. Eğer evde et yemeği yapıyorsanız 160 derecede pişirmeye ve etin önce pembe sonra da kahverengiye dönüşmesine özen gösterin.
• Et yemeğinizi bitirdikten sonra ellerinizi su ve sabun yardımıyla mutlaka yıkayın ve yıkamadan önce kesinlikle elinizle gözünüze, burnunuza, ağzınıza dokunmayın.
• Et yemeğini hazırlamadan önce ve sonra yemek yaptığınız yüzeyi, et kesme tahtanızı sıcak su ve sabunla temizleyin.
• Eti yemeden önce iyice yıkayın.
• Eğer evde kedi besliyorsanız, kedinizin çiğ et yemesini engelleyin, özellikle kuşlara saldırmasını ve yemesini engelleyin çünkü bu parazitler bu tip hayvanlarda çok bulunur ve bulaşıcıdır.

İDRAR YOLU EFEKSİYONLARI
Gebelikteki fizyolojik değişiklikler kadınları idrar yolu enfeksiyonuna daha hassas hale getirir. Büyüyen rahmin ağırlığı nedeniyle gelişen idrar retansiyonu, artan progesteron hormon düzeyleri nedeniyle idrarı böbrekten mesaneye aktaran kanallar olan üreterlerdeki düz kasların gevşemesi ve idrar stazı nedeniyle gebelik idrar yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlar. İlk gebelik kontrolünde ve gebeliğin takibi sırasında doktorunuzun isteyeceği idrar testi ve kültürü ile idrar yollarında enfeksiyonun olup olmadığı tanısı kolayca konulur. Kültür antibiogram sonucuna göre veya bazen doktorunuzun olası bakterileri tahmin ederek uygun göreceği oral antibiyotiklerle tek
doz veya beş, yedi günlük bir süreçle tedavi edilir. Tedavi süresince bol su içmek ve tuvalet hijyen kurallarına dikkat etmek enfeksiyonun tekrarından koruyabilir. Tedavi bitince enfeksiyonun geçip geçmediğini öğrenmek veya tekrarının kontrolü için doktorunuza başvurmalısınız.

BÖBREK ENFEKSİYONU
Gebe kadınların böbrek enfeksiyonu olma olasılığı daha fazladır. Gebelikte oluşan fizyolojik değişiklikler sonucu idrarın dışarı atılma hızının azalması ve idrarın mesane ve idrarı toplayan kanallar olan üreterlerde göllenmesi nedeniyle, alt sistemlerde bulunan bakteriler böbreğe kadar ulaşarak enfeksiyon yaratabilir. En sık görülen organizma E.colidir, daha az tespit edilen bakteriler ise Klebsiella pneumoniae, Proteus türleri ve stafilokok türleridir. Bu hastalıkta en sık görülen şikâyetler yüksek ateş, titreme, yan ağrısıdır. Bazı kişilerde bulantı, kusma da görülebilir. Ayrıca diğer üriner sistem enfeksiyonlarında izlendiği gibi sık idrara çıkma, idrar yaparken ağrı, yanma, idrarda kan gibi belirtiler görülebilir. Bu tür enfeksiyonlarda gebeler hastaneye yatırılarak tedavi edilir. Kültür sonuçlarını beklemeden muhtemel organizmalara karşı ampirik antibiotik tedavisine hemen başlanır. Tedavi genelde sistemik olarak damar yoluyla yapılır. Antibiyotik tedavisinin başlanmasını takiben 48 saat içinde hastaların yüzde 75 ’inde iyileşme görülür.

DOĞRU TEDAVİ YÖNTEMİ İLE HASTALIKLARI KOLAYLIKLA YENEBİLİRSİNİZ!

CMV ENFEKSİYONU
CMV herpes ailesinden bir DNA virüsüdür. CMV enfekte kişilerin tükürük, gözyaşı, semen, anne sütü, kan ve genital sekresyonlar gibi vücut sıvılarında bulunur ve insandan insana yakın temas veya cinsel ilişki ile bulaşır. CMV enfeksiyonunda genelde insanların çoğunda şikâyet olmazken ancak yüzde 15-20 ’lik kısmında grip benzeri boğaz ağrısı, ateş, eklem ağrısı, lenf bezlerinde şişme gibi belirtiler görülür. Hamilelikte CMV enfeksiyonu kadınların yüzde 1 ile 4 ’ünde görülür, virüsle ilk karşılaşma gebelikte olur. Bu durumda enfeksiyon yüzde 20 ile 40 arasında bir oranla bebeğe geçer. Enfeksiyon ne kadar erken haftada geçirilirse bebekte görülebilecek doğumsal anomali çıkma olasılığı artar. Enfeksiyonun bebeğe bulaşması riski gebeliğin ilk üç ayında daha yüksektir. CMV ‘ye bağlı görülen enfeksiyonda; düşük doğum ağırlığı, gelişme geriliği, mental gerilik, kafanın küçük olması, beyinde kalsiyum birikmesi, sarılık, karaciğer ve dalakta büyüme, kanama problemleri, görme ve işitme sorunları gelişebilir. Anneden bebeğe CMV bulaşmasını önleyen bir tedavi yoktur. Nadiren doğumdan sonra bebekte herhangi bir anormallik tespit edilmediği halde sonraki yıllarda zeka geriliği ve işitme problemleri görülebilir.

MANTAR ENFEKSİYONU
Mantar enfeksiyonları sık karşılaşılan bir vajinal enfeksiyon olup gebelikte daha sık görülür. Bu enfeksiyona neden olan mikroorganizma candida ailesinden candida albicans ’dır. Normalde vajinanızda ve bağırsak sisteminizde mantarlar belirli bir miktarda bulunur, vajinal mantar enfeksiyonu genellikle başkasından bulaşmaz. Kadının zaten kendi vajinasında bulunan mantar çeşitli nedenler ile aktif hale gelip çok hızlı çoğalır ve diğer flora bakterilerini tehdit eden miktara ulaşınca sorun oluşturur. Gebelikte yüksek östrojen düzeyleri vajina hücrelerinde daha fazla glikojen üretimine neden olur, bu durum mantarların daha kolay çoğalmasına ve problem oluşturmasına yol açar. Gebelikte mantar enfeksiyonlarının daha sık görülmesine neden olan diğer bir faktör de bağışıklık sistemindeki değişikliklerdir. Vücudumuz mantar enfeksiyonlarına karşı özellikle hücresel bağışıklık sistemiyle korunur. Gebelikte özellikle son üç ayda hücresel bağışıklığın azalması ile mantar enfeksiyonu gelişimi kolaylaşır. Gebelikte vajinal mantar enfeksiyonlarının tedavisi biraz daha zor olabilir. Tedavinin başlanması ile akut şikâyetler büyük ölçüde giderilir. Gebelikte tedavide yalnızca lokal ilaçlar kullanılabilir; bunlar kremler ve vajinal fitillerdir. Kronik bir enfeksiyon yoksa eş tedavisi gerekli değildir ve şikâyetlerin üç ile yedi gün içerisinde geçmesi beklenir.

Mantar Tedavisi
1- Günde 6-8 bardak su için.
2- Rafine yiyecek ve meyve suları, kahve, alkol ve şeker tüketimine dikkat edin.
3- C vitamini ve çinko tüketin.
4- İdrar geldiğinde bekletmeden tuvalete gidin.
5- Cinsel ilişkiden önce ve sonra idrarınızı yapın.
6- İdrar yolu enfeksiyonu sırasında cinsel ilişkiden uzak durun.
7- İdrar yaptıktan sonra genital bölgeyi önden arkaya doğru temizleyin.
8- Genital bölgeyi temizlerken sabun, vajinal duş, antiseptik kremler, kadın hijyenik spreyler ve mendiller kullanmayın.
9- Günlük olarak çamaşır değiştirin.
10- Pamuklu iç çamaşırlarını tercih edin.